For the second time in five weeks, information about a key upcoming Microsoft Corp. product has come to light because of a presentation placed on the company's Web site by an employee in Denmark.
4th Nisan 2008

Adana İli Saimbeyli İlçesi

ADANA SAİMBEYLİ

Saimbey

İlçenin kuruluşu hakkında elde kesin bilgiler bulunmaktadır. Tarihi kalıntılara göre Hititler devrine kadar uzanmaktadır. İlçenin eski adı “Haçin” dir. Bu ismin de ovaya egemen olan Anavarza Beyliğin’den geldiği ve Bey Toryo’nun oğlunun adı olduğu bilinmektedir. Bölge çeşitli uygarlıkların etkisi altında kalmıştır. Osmanlı döneminde Maraş sancağının Elbistan kazasına bağlanmıştır. Kurtuluş savaşı sırasında Fransız işgali altında kalmış, 18 Ekim 1920′de Yüzbaşı Doğan ve Kaymakam Saim Bey tarafından kurtarılan bölge 1922 yılında Kaymakam Saim Bey’den dolayı bu adı almış, yeni bir ilçe olarak kurulmuştur. 1928 yılında bugünkü yerine nakledilmiştir.

Saimbeyli ile ilgili ilk bilgileri, İlçeyi ziyaret eden seyyahlar ve araştırmacılardan öğrenmekteyiz: V.Langlois (1852 -1853), Rahip Alishan (1800’lü yılların sonu), W. M.Ramsay (1800’lü yılların sonu), F.X.Schaffer (1900’lü yılların başı), C.Texier (19. y.y ilk yarısı) gibi seyyahlar Saimbeyli’yi ziyaret etmiş ve ilçenin ekonomik ve sosyal yaşantısının yanısıra tarihsel dokusu ile ilgili bilgiler de vermişlerdir. İlçe 1800’lü yıllardan itibaren bu seyyahlarca Hadchin, Hadjine, Hacın, Hadschin ve Haçin olarak adlandırılmıştır. W. M. Ramsay ise ilçenin Roma ve Bizans Dönemleri’ndeki adının Badimon olduğunu yazmaktadır.Çukurova Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden Y.Doç.Dr.K.Serdar Girginer tarafından yürütülen “Adana İli ve Çevresi Arkeolojik Yüzey Araştırmaları Projesi” kapsamında ilçenin 2003 yılında çok kapsamlı ve titiz bir çalışmayla arkeolojik kültür envanteri çıkarılmış ve ilçeyle ilgili ilk bilimsel sonuçlar elde edilmiştir.Bu çalışmadan elde edilen veriler ışığında İlçe tarihinin Roma Dönemi’ne kadar uzandığı tespit edilmiştir.Bu çalışmada İlçede Roma, Bizans ve Ermeni Dönemi yerleşmelerine ait pek çok anıtsal eser tespit edilmiş ve İlçenin zengin kültürü Arkeolojik literatüre kazandırılmıştır.

Saimbeyli Kale Kilise

Arkeolojik veriler, ülkemiz genelinin uzun geçmişli yerleşim yerlerinin beşiği olduğu gösteriyor. Her taş her kalıntı geçmişe ilişkin bir ipucu veriyor. İp uculu yerlerden birisi de Saimbeyli oluyor. Münih Üniversitesiyle Hititoluğu prof Ahmet Ünal, antik adanın Rodandos olduğunu söylüyor. Kimi kaynaklarda da Badimon deniliyor. Onca eskiliğine, onca arkeolojik kalıntılarına karşın yöreyle yeterince ilgilenemeyişi üzüntü veriyor.

Manastır

Kurulduğu ver vadi olduğundan, doğal bir yol görevini görmektedir. Özellikle Anadolu’dan Arabistan’a gidenlerle Arabistan’dan Anadolu’ya gelenlerin önemli yollarından biri durumundandır. Bu niteliği taşıyan yöreye 1830’lu yıllarda gelen Fransız Hititoğlu Charles texier sonrasında herhangi bir arkeloğun geldiği bilinmiyor. Oysa yolu, hayvanlı döneminin işlek yollarından sayılırdı. Kizzuwatlılar döneminde komana adlı ile dinsel merkez Şar’daki ayinlere gidip dönen Çukurovalıların da değişmez yoluydu. Mısırlılarla kardeş savaşı’nda savaşan Hititler de o yolu izlemişlerdi. Hititler sonrasında Akdeniz’den Toroslar’a uzanan alana Kilikya adı konuldu. Saimbeyli, Dağlık Kilikya olarak anıldı. Bu ad, arkeloglar aracılığıyla günümüze taşındı. Ancak, geniş alanın elden ele geçmesi durdurulamadı. kizzuwatnalılar’dan beriye değişik egemenlikler kuruldu. Asur, Kilikya, İran, Makedonya, selefkos derken, roma egemenliğine girildi. Arkasından Bizans geldi. Saimbeyli (Hacın) kalesinin birinci yüzyılda Romalılarca yapıldığı ortaya kondu.

Roma-Bizans dönemlerinde Arap saldırıları görüldü. İslamlığı yaymak amacı ile Kafkaslarda da saldıran Arapların sıkıştırıldığı Ermeniler’den, dindaşları Bizans’a sığınanlar oldu. Kayseri’ye sığınan Bağraf soyu, Kavgalaştırdıkları Rumların başpiskoposunu öldürünce, Bizans imparatoru’nun buyruğu ile kendilerinin de başkanı öldürüldü. bu olaylar üzerine oradan göçmeyi, kendi dilleriyle, diaspora etmeyi yeğleyen bagrat Ermenilerinin Rupen kolu Feke sınırları içindeki Partzerbert kalesine, Oşin kolu Çamlıyayla (Namrun) kalesine yerleştiler. Böylece, Çukurova yöresi Ermenilerinin ağırlığını bagrat soyu oluşturdu.

Rupenlerin yerleştikleri partzerbert kalesi, yüksek kale anlamına geliyorsa, hangi kale olduğu bilinmiyor. Ancak, aldığımız bilgilerin dışında, Gedikli-Güzpınarı (kisenit) yakınlarında keher kalesi olabilir, diyoruz.

Ne var ki, orada da duramıyorlar. On birinci yüzyılda kimileri Feke, kimileri Saimbeyli(Hacın)kalesine taşınıyorlar. Hacın adını da onlar koyuyorlar. Ermenistan’da Newhacın var. Kum kapı ermeni patrikhanesi belgelerinde de Hacın gemcesine karşın, kimileri Haçın, kimileri Haçin, kimileride Hacin diyerek, bize göre yanlış yapıyorlar. Anlamlarına ilişkin de uzun araştırmalar-soruşturmalar yaptıksa da, doyurucu bilgi aldığımızı söyleyemeyiz.

Ermenistan kültür Bakanlığı ile Beyrut katoligoslugu yanıt vermedi. Özel ilişki kurduğumuz Tataristan başkonsolosu Ahmet Rıza Demirer, Ermenice dönüş anlamına gelen “hedgun” sözcüğünden, ya da kara bağ derebeyi Asan’ın olgunun adı saygın kişi anlamına gelen ”hacen “den türemiş olabileceğini saptadığını; Ekber Menemencioglu da Ahmet rıza Demirerin ikinci saptamasına yaklaşarak ”efendi”,onurlu”, ”saygın” anlamlarını içerdiğini bildirdi.

Ancak, adından çok diasporoları ilgimizi çekmeye başladı. Örneğin Rupen kolunun Ermenistan’dan kayseri’ ye, Kayseri’den partzerbert kalesine, oradan Feke’ye, Saimbeyli’ye görüşlerine karşın, uzun geçmişten yakın geçmişe bütün diasporoları Türklere yüklemeye çalışıyorlar. Prenslik kurdukları Feke’de bile durmuyorlar. Haçlılardan da yardım olarak Kozan’a taşıyorlar. Bundan da Türklerin hiçbir etkisi bulunmuyor. Kozan’da prensliyi krallığa dönüştürüyorlar. Kilikya Ermenistan devletini kuruyorlar. Silifke’den Maraş’a sınır oluşturuyorlar. memluklar,1375’te devletlerini yıkınca, bu kez de ovadan dağlara diaspora ediyorlar. Bu aşamada Saimbeyli’nin nüfusunu da arttırıyorlar.

Devletsizlikleri dönemde, gerek Selçuklu, gerek Osmanlı yönetiminde kendilerini incitici hiçbir belge göstermiyorlar. Öyle güvenli bir ortamdan bulundukları için sanatçı Saimbeyli Ermenileri Türk köylerine çıkıyor, onların yataklarında yatıp yemeklerini yiyerek, kazanç sağlıyorlardı. Manastırını da Kanuni Süleyman yönetimindeyken 1555 yılında yapıyorlar. Değişik dönemlerinde kilise sayısını da artırıyorlar. Yöre, 18. yüzyılı ortalarında güçlenen Kozanoğlu derebeyliğine girince kendileri de giriyor. Öteki derebeylerinde başta bulunana “bey” denilirken, Kozan oğulları’nda “ağa” deniliyor. Büyük Yusuf Ağa, 1810’lu yıllarında ağalığı iki oğluna pay ediyor. Belenköy Ağalığı’nı büyük oğlu Sarı Ali’ye, Gürleşen Ağalığı’nı onun küçük oğlu küçük Samur’a veriyor.

 

Bu bölümden yararlanmak isteyen devlet, belen köyü sancak merkezi, sarı Ali’yi de sancak beyi ederek( o zaman kaymakam deniyordu Ankara iline, Hacın’ı ilçe merkezi samur Ağa’yı da ilçe yöneticisi ederek(o zaman müdür deniyordu) Maraş sancağına bağlıyor. Ne var ki, bu uygulama Kozan oğulları’nı hiç bağlamıyor. Ağalık düzenlerini bozmadan, eskisi gibi sürdürüyorlar. Burada, ağalık merkezi Gürleşen’in değil de Hacın’ın ilçe merkezi edilmesini anlamlı bulunuyor. Bize göre anlamı, oranın bütün Ermeni olması nedeni ile müftü, kadı gibi kamu görevlisi atayarak Türkleri yerleştirmek olduğuna dayanıyor. Bir ölçüde de başarıya ulaşıyor. Yerleşen Türklerle İslam Mahallesi adında bir yerleşim yeri oluşuyor. Ogün için bir anlamı, bir tutarlılığı olan bu adın bugün hiçbir Hıristiyan kalmamasına karşın, adını sürdürmesi anlamsız bulunuyor.

Bir İslam mahallesine karşı beş Hıristiyan Mahallesi vardı. Ama ilişkileri oldukça iyi, oldukça içtendi. Birbirlerine dostum demeden, seslenmiyorlardı. Gerçekten dosttular.19.yüzyıl ortalarında devlet topraklarının özelleştirilmesi başladığında, çoğunluğunu Ermeniler aldı, çoğu çiftlik sahibi olduklarından her yönüyle Türklere üstünlük sağladılar. Böyle bir gönenç içindeyken, batılıların kışkırtılmasına kapılarak, ilişkilerini bozdular.1909’da İstanbul’da çıkarılan ”31 Mart” olayının hükümet boşluğundan yararlanarak Adana merkezle ilçelerinde de “igtişaş” denilen anarşik olayları çıkardılar. Saimbeyli Türkleri kaymakamlıkla redif bölüğü kışlasına sığınarak canlarını kurtarabildiler. Sığınmayan 14 kişi de yakalanıp öldürüldü yaraladıkları da oldu.

Birinci dünya savaşı başlayınca, Osmanlı’nın savaştıkları ile işbirliği kurdular. Onlara her türlü yardımı yapmaya çalıştılar.

Belgelerle saptanan bu durumlarını önlemek için 28 Mayıs 1915 günü güvenliği sağlayıcı göçürme(tehcir) yasası çıkarıldı. Yasa uyarınca Deyrizor’da (Suriye) gözlem altına aldılar. Savaş sonrasında sağlıklı olarak geri döndüler.

Yalnız, göçürme işlemi çok çalkantılı oldu. Avrupa’da da yankılandı. Gerçek dışı dedikodular üretildi. Dedikodulardan etkilenen kimi yazarlar da gerçek dışı yazılar yazıp, yayınlar yaptılar. Bu satırın yazarı, Saimbeyli’den göçürülen Ermenilerle ilgili yaptığı araştırmalarda, olağan ölümler dışında ölümler olmadığını, onların da 4–5 kişiyi geçmediğini saptadı.

Dört yıl göçte kalan yaklaşık on bin kişiden beşinin değil onunun ölmesi bile olağan sayılır. Kaldı ki, savaşa katılan Türk ailelerinin her birinden dört-beş kişisi ölen ocakları sönenler oldu.

Savaş sonrasında yöreyi işgallerine alan, Fransızlar, sömürgeciliğin değişmez yöntemi böl, parçala, yut”u uygulayarak, Ermenileri Türklere kışkırtarak saldırgan ettiler. Memlükler’in geçmişte yıktığı Kilikya Ermenistan Krallığı’nı geri kurtaracağız uydurması ile de umutlandırdılar.”Ermeni fedaisi” denilen kamavorları,”Kemalistlere ölüm” çığlıkları ile yolları tuttular. Yolcuları hem soydular, hem de öldürdüler.”Hacın Gâvuru” kavramı ile ünlendiler. Kasaba içinde engizisyonist uygulamalarla soykırımı yaptılar. Kendi soylarından kaymakam çalyan karabit’in belgelerine göre, kadın, çocuk, yaşlı 217 kişiyi acımasızca öldürdüler. Kuvayi Milliye Komutanlığı’nın uyarılarının, eski komşumuzu yeniden kuralım çağrısına hiç uymadılar. Soykırımı sürdürdüler

Eylemlerini durdurmak amacı ile Kuvayi Milliye (Ulusal Kuvveler) komutanlığı’nca kuşatım altına alındı. Kuşatım savaşa dönüştü. Kışkırtıcı Fransızlardan tonlarca yiyecek, sayısız silah, mermi, para almışlardı. Ona dayanarak gene şehit verildi, yine ocaklar söndü. Çağ dışı olaylarla boşu boşuna kan dökülmesine Fransız kamuoyu da karşı çıkmaya başladı. Öncülüğünü de Pierre Loti, Claude Farrere, Berthe Georges Galis yaptı. Yedi ay süren kanlı savaşta yenilgiye uğradılar ama, Saimbeylilerce hem provokatör, hem anarşist bilinen Aram Çavuş gibileri kaçmayı başardılar. Olan, kaçmayı başaramayan suçsuz, sorumsuz kimselere oldu karşılıklı ateş içinde can verdiler.

18 Ekim 1920 günü kurtuluş kesinleşti, ulusal hükümet kuruldu. Ançak, uzun süren kanlı savaş nedeniyle, girilecek bir ev, büro edilecek bir oda kalmadığından, ilçe merkezi geçici olarak Gürleşen köyüne alındı. İlçe adı gene Hacın’dı.1 Nisan 1923 günü Rumlu köyüne taşındı. 30 Aralık 1923 günü, Vali Hilmi Uran’ın başkanlığında toplanan Adana İl Genel Meclisi kararı ile Hacın adı milis komutan olarak görev yapan Saim Bey’in adı verilerek Saimbeyli; Rumlu adı Kuvayi Milliye Komutanı Doğan Bey’in karargâhı olduğundan Doğanbeyli edildi. 1926 Ağustosunda geçici olarak geri Gürleşen’e geçirilen ilçe merkezi, 1929 Haziranında gerçek yeri Saimbeyli’ye taşındı. İlçe adı merkezlerinde de Hacın ya da Saimbeyli olarak sürdü.

Köy sayısında da değişiklik oldu. Kimileri Kozanoğlu dağıtımında kalmaydı. Tapan yöresindeki sekiz köy Feke’ye, Yağıbasan yöresindeki altı köy Göksun’a, Gezbel’in batısındaki yedi köy Develi’ye bağlandı. Büyük bucaklardan Tufanbeyli ilçe olunca 30 köyü daha ayrıldı. Böylece 21 Köyle kaldı.

Adana merkezine uzaklığı 157 km olup, yüzölçümü 1170 km2′dir. Denizden yüksekliği 1050 metre olup, 25 köyü bulunmaktadır.

Kategori Adana, İlçeler | 0 Yorum

4th Nisan 2008

FEKE’NİN TARİHİ VE COĞRAFİ KONUMU

FEKE’NİN TARİHÇESİ

Feke ilk çağlardan günümüze kadar bir çok kavim ve Devletlere yerleşim alanı olmuştur. Feke’ nin MÖ. 16. yy.’ da Hititlerin hakim olduğu bir federasyon bölgesinde kurulduğu rivayet edilmektedir. Son yıllarda Kayseri Kültepe ve Osmaniye Karatepe tablet ve yazıtlarından anlaşıldığına göre yönetim yeri Mezopotamya da ki Asur kenti olan, Asur Devleti vatandaşlarından oluşan tüccarlar mö.19.yy. ve 18.yy.’ da Kültepe ve çevresi ile Anadolu’ nun değişik yerlerinde ticaret kolonileri kurarak iyi örgütlenmiş bir Pazar ağı geliştirmişlerdir. Mö.19.yy’ da Asur ticaret kolonilerinin oluşturduğu Pazar ağında: İç Anadolu’ nun yüksek Platoları ile Klikya Ovası arasındaki bağlantıyı sağlayan bir geçit olması ve bu güzergahtan geçen ticaret kervanlarının güvenliğini ve denetimini sağlamak amacıyla hakim noktalara karakollar kurulmuştur.   Feke mö.6.yy.’ da Perslere, mö.333 yılında ise Persleri yenen Büyük İskenderin eline geçmiştir. İskender’ den sonra mö.1.yy. sonlarına doğru Roma İmparatorluğuna, daha sonraları Bizanslıların eline geçmiştir.  1375 yılında Mısır Memluklarının işgali ile Ermeni hakimiyetine son verildi. Vahka(Feke) Yavuz Sultan Selim’ in 1517 yılında Mısır seferi sırasında Osmanlı Devleti tarafından feth edilmiştir. Sonraki yıllarda Yüreğir Türkmen Beylerinden Ramazanoğlu ailesinin idaresine girmiştir.

19 yüzyılın sonlarında Osmanlıların Klikyayı ele geçirmeleri üzerine birtakım derebeyleri ortaya çıkmıştır. Bunlardan Kozanoğulları Kozan’da idi ve askerleri Feke havalisinde bulunuyordu. 1. Dünya Savaşı sırasında Fransızların Maraş-Antep ve Adana’yı işgalini fırsat bilen Haçin ve Feke Ermenileri buralarda bulunan Türklere,Fransızların tahrikiyle akla hayale gelmedik işkenceler yapmaya başlamışlardır. Kozan’ın Fransızlar tarafından işgal tarihi olan 1919 yılı Feke’nin de işgali demektir.

Gerçi Feke’ye işgal maksadıyla doğrudan bir Fransız askeri kuvveti gelmemiş olmakla beraber,Fransız askerinden güç alan Ermeniler Türklere işkenceye ve işgal hareketine başlamıştır.   Ermenilerin bu hareketlerini önlemek için Kaymakam Şeref Bey şehrin ileri gelenlerini ve halkı silahlandırarak bunlarla mücadeleyi başlatmıştır. Ermeni vahşeti kısa zamanda milli bir ayaklanmaya neden olmuştur.   Feke’nin bu vahşetten kurtuluşu 1920 yılının Mart ayına rastlar. Arap Ali kumandasındaki kuvvetlerin Feke’ye girmesiyle Feke’nin kurtuluşu gerçekleşmiştir. Fekeliler her yıl 22 Mart tarihini kurtuluş günü kutlamaktadır.   Feke şimdiki yerine,Feke Kalesinin bulunduğu ‘’Eski Feke’’ den 1943 yılında nakledilmiştir. Feke yurdumuzun güneyinde İç Toroslara doğru uzantısı olan bir bölgede kurulmuş,Adana iline bağlı bir ilçedir.   İlçede 28.03.1980 tarihinde büyük bir sel afeti yaşanmıştır.

  COĞRAFİ KONUMU

  Feke İlçesi: 36-37 kuzey enlemleri ile 34-35 doğu boylamları arasında Akdeniz Bölgesinin kuzey doğusunda yer almaktadır. Ortalama rakım 620 m.dir. Adana’nın en eski ve turizme açık ilçelerinden biridir. İlçenin kurulduğu yer; Toros dağlarının eteklerindedir. Doğusu Saimbeyli ve Sumbas ilçeleri, batısı Yahyalı ilçesi, kuzeyi Develli ve Saimbeyli, güneyi Kozan ilçesi ile çevrili olup, yüzölçümü 1335 Km² dir. Adana’ ya uzaklığı ise 122 Km. dir. Kayseri’ye 230 Km, Kozan’ a 48 Km. dir. Feke; Kozan, Tufanbeyli, Kayseri kara yolu üzerinde Feke(Asmaca) çayının iki yakasına kurulmuş yedi mahalleden oluşmaktadır. Nüfusu 5250′ dir.

DAĞLARI:
Feke engebeli araziler üzerine kurulmuştur. Sarp dağlar çoğunlukta olup, çok geniş bir orman alanına sahiptir. Seyhan nehrini oluşturan kolları tarafından yarılmış derin vadilere sahiptir. Dağlık alanlar vadilerin sona erdiği 700 m.den başlayarak düzenli bir şekilde yükselir. En yüksek dağı Tahtafırlatan (Bakırdağı)’ dır. Denizden yüksekliği 2495m.’dir. Feke Dağı 1838 m., Çidemdağı 1804 m., Tekeç (Tanrı) Tepesi 1622 m., Çağılsaklar dağı 1588 m., Aslantepe 1319 m., Kabaktepe 1505 m. dir. Birbiri ardınca sıralanmış irili ufaklı tepeler tek ve sıra dağları oluşturmaktadır. Bu tepelerin ve dağların üzerleri kayalık olan yerleri hariç sık ormanlarla kaplıdır. Bu dağlar genellikle genç ve volkanik oluşumlardır. Kızılçam, karaçam, sedir, ardıç, meşe, gibi ağaçların oluşturduğu bitki örtüsü hakimdir.

      AKARSULAR: Feke ilçesi akarsu bakımından oldukça zengin bir konuma sahiptir. Bu akarsuların bir kısmı ana kaynak olup, bir kısmı da bu kaynakları besleyen dereciklerden oluşmaktadır. Başlıca akarsular şunlardır:

    GÖKSU: Seyhan’ın en gür kollarından biridir. Kaynağını, Tufanbeyli dolaylarında Tahtalı dağlarından alır. Sarız Çayı ile birleşerek, Saimbeyli sınırından ilçemiz sınırlarına giren Seyhan nehrinin kolu olan Göksu Irmağı Feke’de en uzun seyreden akarsudur. Her mevsim bol sulu ve debisi fazladır. İlçeyi dar ve derin vadilerle geçerek, Karsantı (Aladağ) ilçesi yakınlarında Zamantı Suyu ile birleşerek Seyhan Nehrini oluşturur.

     İKLİM: Feke Akdeniz Bölgesinde bulunmasına rağmen, dağların denize paralel olarak uzanması nedeni ile tipik Akdeniz ikliminden uzaktadır. Kısmi karasal iklim görülmektedir. Feke’ de kışlar yağışlı (kar ve yağmur), yazları yarı kurak ve serin geçer. Kışın 0-10 derece, yazları ise ilçe merkezinde 30 - 40 derece, yaylalık ve köy yerlerinde ise 15 - 20 derece olup, son derece yayla turizmine elverişli bir konuma sahiptir.Yağışlar genel olarak kışları ilçe merkezine 10 - 15 cm., yüksek kesimlere ise 1 - 1,5 m.ye varan kar yağışı almaktadır. Yağmur ise metre kareye 20 - 30 kg. düşmektedir.

BİTKİ ÖRTÜSÜ
: İlçemiz bitki örtüsü yönünden, Akdeniz Bölgesi de dahil olmak üzere, Türkiye’de önemli bir konuma sahiptir. Konum itibariyle İskenderun Körfezi’nin tam karşısında yer alması deniz üzerinden gelen nemli ve ılık havanın ilçe sınırları içine kadar sokulmasına imkan sağlar. Bu nedenle hem yağış hem de sıcaklık üzerinde olumlu etki sağlayarak zengin ve gür bitki örtüsüne sahip olması sonucunu doğurur. Bölgede bitki örtüsünden yoksun olan yeri görmek hemen hemen imkansızdır İklim ve yükseltinin sağladığı konum itibariyle 700 m.den başlayarak, Karaçam, Ardıç, Göknar, Sedir, Kızılçam gibi iğne yapraklı ağaç türlerinin yoğun olması sonucunu doğurur. İğne yapraklı ağaç türlerinin yanı sıra, yüksekliği az olan yerlerde yaygın olarak, Meşe, Gürgen, Karaca, Çınar gibi geniş yapraklı ağaç türleri sıkça yer alır. İğne yapraklı ve geniş yapraklı ağaç topluluklarını iç içe görmek mümkündür. Ayrıca yöremizde Akdeniz’in tipik bir bitki örtüsü olan Maki bitki topluluğuna Yabani Zeytin, Tesbi, Zakkum, Fındık, Melengiç, Karaçalı, Alıç, Akasya, Kızıl Kiraz, Yabani Armut, Hartlap, Pıynar, Kesme, Şimşir da rastlanmaktadır. Bunların yanında insan eliyle yetiştirilen; Ceviz, Erik, Hurma, Nar, Kiraz, Dut, Kavak, Maya (İncir), Şeftali, Armut, Ayva, Zeytin, Nar, Elma, Kayısı, Fındık, Antep Fıstığı, ve Asma çeşitleri yetiştirilmektedir. Bu tür orman altı otsu bitkiler, ilçe ekonomisine büyük kazanç sağlamaktadır.

Kategori Adana, İlçeler | 0 Yorum

4th Nisan 2008

FEKE’NİN NUFUSU

FEKE İLÇESİ NUFUSU

2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre;

İlçemizin Merkez Nüfusu, 2393 Erkek, 2239 Kadın Toplam 4632 dir İlçemiz Köy Nüfusu ise 7947 Erkek, 8311 Kadın Nüfustan ibaret Toplam 16258 dir. Genel Nüfus Sayımında Merkez 4632, Köyler 16258 Genel Toplam: 20890

2007 Genel Nüfus sayımı sonuçlarına göre;

 

İlçemiz Merkez Nüfusu 2342 Erkek, 2386 Kadın Toplam 4728, İlçemiz köy Nüfusu ise 7605 Erkek, 7156 Kadın Nüfustan ibaret Toplam 14761 Genel Nüfus Sayımında Merkez 4728, Köyler 14761 Genel Toplam:19489 olduğu tespit edilmiştir. Artış ve eksiliş durumuna bakıldığında İlçemizde 2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı toplamı ile 2007 Genel Nüfus Sayımı karşılaştırıldığında İlçemiz Nüfusunda Merkezde % 2 artış, Köylerde % 9 azalma Toplamda ise % 7 değer kaybı görülmektedir.

 


SOSYO/EKONOMİ :
Ekonomik bakımdan İlçemiz Kırsal bir bölgede yerleşmiş olup, iş sahası olmayıp sosyal yönden çok kısıtlı alanda bulunmaktadır. Buna sebep, İlçemizin Yöresel olarak Dağlık ve Engebeli arazi üzerinde bulunması, Fabrika veya diğer iş sahalarının kurulmasında önemli faktörlerden olduğu göz önüne alınırsa işsizliğin ve Göçün başlıca sebeplerindendir. Bu durum iç göçe neden olmaktadır. Yeteri kadar Sosyal konut ve iş alanı açıldığında iç göçe neden olan faktörlerin ortadan kalkacağı, bu alanda yararlı olacağı düşünülmektedir.

EĞİTİM : İlçemiz Merkez ve Köylerde Eğitim oranı oldukça az seviyede olup, yeterli Eğitimci ve Eğitim alanı mevcut olmadığından, Birçok aile çocuklarının Eğitimi için büyük şehirleri tercih etmekte bu sebeple iç göç oluşmaktadır. Bu alanda yapılacak yeni personel ataması ve Bölge İlk ve Ortaöğretim okullarının açılması yararlı olacaktır.

SONUÇ : İlçemiz Nüfus Müdürlüğünce, 2000–2007 Yılı T.C. Başbakanlık Devlet Enstitüsü Başkanlığınca yapılan genel Nüfus sayımı Sonuçları ve yapılan değerlendirmeler sonucunda;


İli İlçesi Yılı Toplam Şehir Köy Değ.Oranı
Adana Feke 2000 20890 4632 16258
2007 19489 4728 14761 % 7

Belirtilen sonuca göre İlçemizde 2007 (ADNKS) Nüfus sayımında Merkez Nüfusu % 2 oranında artmış, Köylerde ise % 9 oranında azalma olduğu görülmüştür.

 

İlçemizde 2007 (ADNKS) Genel Nüfus sayımına göre Merkez Nüfusu % 24, Köy Nüfusu % 76 olarak tespit edilmiştir.

İlçemizdeki bu sonuçlardan anlaşılacağı gibi bir İç Göçe neden olan, bu hususları Yavaşlatılması, Yönlendirilmesi, Kontrol edilmesi, yol açtığı Sos yo/ ekonomik ve Eğitim sorunlarının çözümüne çalışmalar İlçemiz Feke Kaymakamlığınca sürdürülmektedir.

 

Feke ilçesinde yaşayan 19.4890 nüfus’ dan 9.947′ si erkek 9.542′ si kadın nüfus’ dan oluşmaktadır.

 

Kategori Adana, İlçeler | 0 Yorum

Sektor.gen.tr Neoobe - Arama ve Bulma Şeysi Arama.CC - Site Ekle, Link Ekle, Toplist, Url Ekle Kaliteli Türkçe Siteler Rehberi Türkçe Arama Motoru Bedava Site Ekle
evden eve nakliyatevden eve nakliyat